Makale

Torba Kanunla Gelen Bazı Düzenlemeler (26.03.2011)

torba-yasa6111 sayılı Torba Yasa olarak bilinen “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” Resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdi.

Çıkarılan kanunun temel konusunu, vergi ve SGK borçlarının yeniden yapılandırılmasıdır. Bu bağlamda 31 Aralık 2010 tarihine kadar ödenmemiş vergiler, bunlara ilişkin vergi cezaları, gecikme zamları ve faizleri, idari para cezaları, gümrük vergileri, belediyelerin beyannameye ilişkin vergileri, su ve atık su paralarını kanunla birlikte yeniden yapılandırılmasına imkân verilmektedir.

Yine kanun kapsamında 31 Aralık 2010 tarihine kadar ödenmemiş sigorta pirimi, işsizlik sigortası primi, sosyal güvenlik destekleme primi, emeklilik keseneği ve kurum karşılığı, isteğe bağlı sigorta primi ve topluluk sigortası primi, damga vergisi, özel iletişim vergisi, eğitime katkı payı borç asılları ile bu alacaklara ödeme süresinin bitiminden itibaren TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarların ödenmesi halinde, bu alacaklara uygulanan gecikme cezası ve gecikme zammından vazgeçilecek.

Yasanın birçok borç için yeniden yapılandırma getirmesi, devletin vergi ve sosyal güvenlik alacaklarının tahsil edilebilmesini kolaylaştırdığı için güzel bir uygulama olduğu düşüncesindeyim. Ama getirilen bu yasayla, borçlarını zamanında ödeyen dürüst vatandaşların unutulması bence yasanın bir eksikliği. Ayrıca getirilen bu yasaların çok sık çıkartılması vergi ve sosyal güvenlik primlerini zamanında ödeyen vatandaşları yaraladığı kanısındayım. Kanunda devlete borcu olanların yapılandırmadan yaralanabileceği düzenlemelerin yanında, devlete borcu olmayan mükelleflere ise ödeyecekleri vergi ve Sosyal Güvenlik Kurumu borçlarında, belirli süreyle belli bir indirim sağlansaydı belki daha adil bir uygulama olacaktı.

Torba yasada borçların yapılandırılmasının dışında birçok kanunda değişiklikler getiriliyor. Kanunun 49. maddesinde “4857 sayılı İş Kanununun 13 üncü ve 14 üncü maddelerine göre kısmi süreli iş sözleşmesiyle çalışanlar ile bu Kanuna göre ev hizmetlerinde ay içerisinde 30 günden az çalışan sigortalıların eksik günlerine ait genel sağlık sigortası primlerini 30 güne tamamlama yükümlülüğü 1.1.2012 tarihinde başlar” denilmektedir. Böylece ay içinde eksik çalışıp, sağlık yardımından yararlanmak için çalışanların genel sağlık sigortası prim günlerini 30 güne tamamlama zorunluluğu 2012 Ocak ayına kadar ertelenmiştir.

Yine ilgili kanunun 36. maddesinde “4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıların 4857 sayılı İş Kanununun 56 ncı ve 74 üncü maddeleri ile diğer iş kanunlarında ücretsiz izin sayılan süreler haricinde ayrıca bir takvim yılı içerisinde toplam bir ayı aşmayan ve işverenlerince belgelendirilen ücretsiz izin sürelerinde genel sağlık sigortalılıkları devam eder.” denilmektedir. Bu maddeyle Sosyal Güvenlik Kurumu, rapordan önce dokuz günden fazla ücretsiz izin alan çalışanların, iş sözleşmesi askıda olup bu sürede GSS’li sayılmayacağı gerekçesiyle, çalışanlara nedensiz yere iş göremezlik ödeneği vermemekteydi. Torba yasada böylesi bir düzenlemeye yer verilmesiyle, Sosyal Güvenlik Kurumunun yaptığı hatanın bir düzeltmesi olduğu açıktır. Bu maddeyle, rapordan önce dokuz günden fazla süreyle ücretsiz izin çalışanlar artık işsizlik ödeneği alabilecek. Burada yasa koyucu ücretsiz izinin GSS sayılabilmesi için bir takvim yılı içinde en fazla bir aylık ücretsiz izin alınabileceğini şarta bağlamıştır.

Torba yasayla birlikte işverenlere vergi levhası asma zorunluluğu ve aylık bildirge asma zorunluluğu ile bunlara ilişkin idari para cezaları da ortadan kaldırılmıştır.

Son olarak Torba Yasayla 4/B’li (Bağkur) olan işverenlere kendi işyerleri hariç olmak üzere, başka birisinin yanında 4/A’lı(SSK) olarak işe girerlerse, bundan sonra 4/A’lı(SSK) sayılacaklar. Eskiden bu uygulamada bir kişinin hangi sigortalılığı önce başlamışsa, o sigortaya ilişkin prim ödeme yükümlülüğü varken bundan sonra bir kişi 4/B’li işe başlasa bile, başkasının yanında işe girerse 4/A’lı sayılacaktır. Bir bakıma artık sigortalılığın üstünlüğü benimsenmiş oldu.