Makale

Kurumsal İtibar (26.03.2011)

kurumsalimajGünümüzde teknolojinin hızla gelişmesiyle piyasaya yeni sürülen bir ürünün, çok kısa bir süre içinde benzerleri piyasaya sürülebiliyor yada piyasada bulunan bir ürünün birçok benzerini bulmak çok rahat mümkün olabiliyor. Peki bu durumda kurumlar nasıl rekabet edecek, nasıl yaşamlarını sürdürebilecekler…

Kurumlara rekabet gücü kazandıracak farklılığı, kurumsal itibar sağlar.  Kurumsal itibar, bir kuruma yönelik algıların toplamıdır. Son yıllarda firmalar artık bu kavramın farkına varmış olup, tüketicilerin, çalışanların, hisbsedarların ve çevrenin kuruma yönelik algılarını yönetme adına çalışmalar yapmaya başlamışlardır.

Firmalar için eskiden önemli olan “büyüklük” kavramı yerine, kurumsal itibarla birlikte “beğenilirlik, güvenilirlik ve saygınlık”  uyandıran bir firma olma çabaları ön plana çıkmaya başlamıştır. Firmaların itibarını arttırmak için; kurumsal kimlik(logo, kurumsal renkler, yazı karakteri, yada sloganlar), kurumsal imajI(vizyon, misyon, değerler, hedefler, mal varlıkları, tesisleri gibi dış görünümün özü) ve kurumsal reklam çalışmaları yapmaları gerekmektedir.

Kurumsal itibar çalışmalarında dikkat edilmesi gereken hususlardan bir tanesi, yapılan çalışmalarla kişilerin beklentilerini karşılamaktır. Mesela ürünlerinizle ilgili piyasa da yoğun reklam çalışmaları yaptığınızda, ister istemez ürünlerinize ilişkin beklentiler artmaya başlar. Fakat tüketici aldığı üründe istediği kalite, performans, satış öncesi ve sonrası hizmetler bulamazsa, markaya ilişkin olumsuz bir düşünce uyanacak olup ürüne kırık not verecektir. Bir de yaşadığı bu olumsuz durumu çevresindekilere aktarmaya başlayınca, kurum itibarınız adına daha da olumsuz bir durum oluşup, itibarınız ağır bir yara alacaktır. Dolayısıyla kurumlar, ürünlerine ilişkin tüketicilere doğru bilgiler vermeleri, ürünlerinin arkasında durmaları, kişilerin beklentisini doğru anlayıp tanımlamaları ve bunlara ilişkin uygun beklentiler sağlayacak çalışmalara odaklanmalıdırlar.

İkinci bir husus, kurumsal itibar çalışmaları sadece tepe yönetimin sorumluğunda değil, firmadaki bütün çalışanların sorumluluğundadır. Onun için, herkesin kurumsal itibara inanması ve bu işi sahiplenmesi gerekmektedir. Çünkü bir satış görevlisi,  yeri geldiğinde firmanın kurumsal itibarının pekiştirilmesi yada zedelenmesine, yönetime nazaran daha fazla etki edebilir. Mesela bir ürün satın aldınız ve aldığınız ürünle ilgili satıcı daha fazla kazanma adına, size ürünle ilgili yalan yada yanlış bir bilgi vererek çok fazla beklentiye soktu. Bu durumda firmanın kurumsal itibari noktasında siz ne düşünürsünüz ve bir daha aynı firmanın ürününü alır mısınız? Bu durumdan direkt olarak tepe yönetimin suçu varmı? HAYIR. Belki de üst yönetimin bu durumdan haberi bile olmadı. Dolayısıyla kurum itibari bir kişinin sorumluluğuna bırakılabilecek basit bir iş değildir.

Bir diğer husus kurum itibarı, kurumun değerleriyle uyumlu olmalıdır. Bir başka deyişle, kişilerin beklentileri ile kurumsal değerler paralellik arz etmesi gerekmektedir. Örneğin, her şeyde karlılığı ön planda tutan, çevreye ve topluma değer vermeyen yada çalışanlarına sağlanan haklar ve ortamı iyi olmayan bir kurumun itibarı nasıl olur. Dolayısıyla toplumun beklentileri, kurumun değerleri içinde yoksa, bütün imkanlarınızı seferber etseniz de kurum itibarı adına istediğiniz sonucu alamazsınız.

Kurumsal itibarın firmalara sağladığı faydalar ise:

  1. Marka sadakati artar,
  2. Finansman ihtiyacında kuruma kolaylık sağlar,
  3. Rekabet avantajı sağlar,
  4. Yetenekli çalışanların kuruma çekilmesini sağlar,
  5. Müşterileri daha kolay etkiler vb.

Geçmişte şirketler itibarlarını “ne kadar” kazandıkları ile ölçerken, bugün ise “nasıl” kazandıklarına göre ölçmektedirler. İtibarın bu denli önem kazanması, şirketleri bu alanda çalışma yapmaya mecbur bırakmıştır. Kurumsal itibar için çalışmaların sürekli bir şekilde yapılması esastır.

Son olarak, İyi bir itibar zor kazanılır ama kolay kaybedilir…